DOLAR 32,2087 0%
EURO 35,0267 0.01%
ALTIN 2.516,010,63
BITCOIN 21994662,10%
İstanbul
19°

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

NURCAN APARTMANI’NIN YIKIMINA TANIKLIK ETTİ

NURCAN APARTMANI’NIN YIKIMINA TANIKLIK ETTİ

ABONE OL
Mart 2, 2023 13:59
NURCAN APARTMANI’NIN YIKIMINA TANIKLIK ETTİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kadıköy Rasimpaşa Mahallesi Hayrullah Efendi Sokak’ta bulunan 1972 yapımı Nurcan Apartmanı’nın yıkımına tanıklık etti. “Her anımızda deprem süreci var” diyen İmamoğlu, “Her kurumun ana motivasyonu bu olduğu takdirde, inanın evet İstanbul bir anda ciddi anlamda şantiyeye döner. Ama bu bir rant şantiyesi olmaz. Gerçekten İstanbul’un güçlenme şantiyesi olur. Bundan da herkes memnuniyet duyar” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, gazetecilerin, “İlgili bakanlık, ‘İstanbul’da bir Anadolu yakası, bir Avrupa yakasında iki rezerv alanı belirledik, oraya taşıyacağız’ dediler riskli yapılarda oturanları. Burası da bu çözümle hallolabilecek bir alan mı” sorusuna, “Bu, bir seçim vaadi dili. 1,5 milyon konutu hangi rezerv alana taşıyacak? Bileniniz var mı? Yani 4,5 milyon insan. Ben nerede olduğunu böyle bir rezerv alanın bilmiyorum. Bu işlere, bu milletin karnı tok. X parti, Y parti, Z parti… Bir önemi yok. Ben sürece böyle bakıyorum. Söylediği sözlerden ben bir şey anlamadım” yanıtını verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), tek yapıların dönüşümüne devam ediyor. Kadıköy Rasimpaşa Mahallesi Hayrullah Efendi Sokak’ta bulunan 1972 yapımı Nurcan Apartmanı, İBB’nin şehircilik grubu şirketleri; KİPTAŞ, İstanbul İmar A.Ş. ve BİMTAŞ tarafından kurulan “İstanbul Yenileniyor” platformu kapsamında yıkıldı. Yıkıma; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökce ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da tanıklık etti.

“GÜNDEMİMİZİN BÜYÜK BİR KISMI, DEPREM”

Yıkım öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “Burada bir yıkımı sizinle paylaşıyoruz. ‘Her anımızda deprem süreci var’ demiştim. Buna kayıtsız, şartsız devam edeceğiz. Ben, buradan örneğin Adalar’a geçeceğim. Adalar’da üç yapıyla ilgili de ziyaretim var. Daha önce Orman Bakanlığı’ndan kiraladığımız bir alanda, yine güçlendirme ve yenilemeyle bir tesisi aslında depreme dayanıklı hale getiriyoruz. Yine ne yazık ki tümden riskli yapıya dönüşmüş olan bir camiyi yeniliyoruz. Onun inşaatına gideceğim. Yine Taş Mektep diye tarihi bir yapının restorasyonu ve yenilenmesi var. Aslında bu da dün anlattığım o depremle ilgili sürecin bir örneği. Yani aslında benim bugün sahada dört ziyaretim, belki farklı projeler üçü, burası gibi bir yıkım üstünden işleyen ya da sizin gözünüzün önünde aktardığımız biçimiyle olmasa da aslında yine depremle mücadelenin bir parçası. Çokça tartışılan, ‘Depremle ilgili ne yapıyorsunuz’ meselesinde, aslında bizim gündemimizin büyük bir kısmı zaten bu” dedi.

“KİPTAŞ’IN ELİNİN, GÜVENCESİNİN GÜCÜNÜ HİSSETTİRDİĞİ ALANLARA GİRİYORUZ”

Yıkım yapılan bölgedeki yapıların büyük bölümünün ömrünü tamamlamaya yakın binalar olduklarına dikkat çeken İmamoğlu, “Dolayısıyla bu tür yerlerde etkin oluyoruz. Niçin etkin oluyoruz? Sebebi şu: Uzlaşamıyor insanlar. Güven duyamıyorlar. Bazen yüklenicilere inanamıyorlar vesaire. Burada KİPTAŞ’ın elinin, güvencesinin gücünü hissettirdiği alanlara giriyoruz. Bu bizim ne zaman ki kararımız? Geçen yıldan beri aslında düğmeye bastığımız ve ‘İstanbul Yenileniyor’ diye ortaya koyduğumuz bir karakter. Burada aslında bir simge olmak istiyoruz. Yani bizim bahsettiğimiz; arkadaşımın, ‘1-1,5 ay içinde 2 bin 300 yapıya çıkacağız’ dediği sayı, 3-3,5 yılda ortaya koyduğumuz bu kabiliyet, her ne kadar geçmiş 20 yılda dahi bu kadar yapı yıkılmamıştı, yani ‘eski, riskli bina’ diye yıkımı yapılıp, yeni bina yapılmamıştı ama bu sayıların dahi ne kadar minik sayılar olduğunu, ne kadar küçük sayılar olduğunu dün de açıklamalarımda söyledim” diye konuştu.

“BAŞARABİLİRİZ”

İstanbul ve Türkiye’de imar ilgili konularda 19 farklı kurumun yetkili olduğu bilgisini tekrarlayan İmamoğlu, “Yani herkes bir tarafından çekiştirirse, herkes başka türlü algılarla süreci yönetirse, bu süreç gerçekten başarıya erişmez. Yapı sektörünün motivasyonu, finans sektörünün motivasyonu, ilçe belediyelerinin motivasyonu, Büyükşehir Belediyesi’nin… Her kurumun ana motivasyonu bu olduğu takdirde, inanın evet İstanbul bir anda ciddi anlamda şantiyeye döner. Ama bu bir rant şantiyesi olmaz. Gerçekten İstanbul’un güçlenme şantiyesi olur. Bundan da herkes memnuniyet duyar. Sağlıklı tedbirler alınır. İnsanlara prensipler sağlıklı bir şekilde aktarıldığında, bu işin mümkün olduğunu, yıllarını da bu işe vermiş bir insan olarak ifade ediyorum ki; bunu başarabiliriz” ifadelerini kullandı.

“‘İSTANBUL GÜÇLENİYOR’ SAYFAMIZDAN BİZİ TAKİP ETMEYE DEVAM ETSİNLER”

İmamoğlu, açıklamasını, “Az önce arkadaşımın söylediği, ‘Uzlaştık, boşalttık, boşaltıyoruz’ dediği sayıyla, 2 bin 300 bağımsız bölüm dediğiniz aslında ne ifade ediyor biliyor musunuz? Türkiye’nin ortalamasına baktığınızda ya da İstanbul’un yaklaşık ortalamasına baktığınızda, ki bunların çoğunluğu aile yuvaları, 10 bin insan aslında. Yani 10 bin insanı, Allah korusun işte bir depremde, bu tür yapılarda yakaladığında 10 ilimizde neler yaşadık, hangi trajik ortamlarla karşı karşıya kaldık; ortada. O bakımdan bu hamleleri çok önemli buluyorum. ‘İstanbul Güçleniyor’ sayfamızdan bizi takip etmeye devam etsinler. ‘İstanbul Yenileniyor’ kampanyamıza eşlik etsinler. Yapılarının hızlı taranması konusunda çok hızlı hareket edeceğiz. Elimizden gelen en hızlı şekliyle, ekiplerimizi artırarak, sahada mutlaka bu işi en etkin hale getireceğiz. Tabii bununla da yetinmeyeceğiz. Şunu da yapacağız: İstanbul’un sektörlerini harekete geçirip, depreme dayanıklı zaman dilimini hep beraber ortak karar alacağız. Bu işi önemsiyoruz. İnsan hayatı, deprem, Türkiye’mizin, İstanbul’umuzun bu tehditten kurtulması için hep beraber inşallah başaracağız diyorum” sözleriyle tamamladı.

“REZERV ALAN” SORUSU

İmamoğlu, gazetecilerden gelen, “Siz de belirtiniz, burada çok eski yapılar var ve burada oturan insanlar da uzun yıllardır Kadıköylü. Buranın dönüşümüyle ilgili nasıl bir yol izlenmeli? Çünkü ilgili bakanlık, ‘İstanbul’da bir Anadolu yakası, bir Avrupa yakasında iki rezerv alanı belirledik, oraya taşıyacağız’ dediler riskli yapılarda oturanları. Burası da bu çözümle hallolabilecek bir alan mı? Nasıl hızlıca bu dönüşüm sağlanmalı? Rezerv alanı çözüm olur mu buraya” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“BU İŞLERE, BU MİLLETİN KARNI TOK”

“Ben, bu süreçte depremle ilgili meseleleri konuşurken, insanların bir seçim vaadi diline bu işi dönüştürmemesini, özellikle defalarca aktardım. Şimdi bu, bir seçim vaadi dili. 1,5 milyon konutu hangi rezerv alana taşıyacak? Bileniniz var mı? Yani 4,5 milyon insan. Ben nerede olduğunu böyle bir rezerv alanın bilmiyorum; bir. İkincisi; ya Allah aşkına, bırakın semti, hangi mahalleyi taşımışsınız bugüne kadar? Yani bir yerden alıp, bir yere taşıdığınız bir mahalle gösterin İstanbul’da -bırakın 1,5 milyonu- 20 senedir. Onun için, bırakın bu lafları. Sayın Bakan, deneyimli bir insan. Teknik bir insan. Yani bırakın 1,5 milyon bağımsız bölümü taşımayı, bir buçuk milyon eşyayı evden eve nakliyatla taşısın, bakalım kaç senede taşıyacak. Ya da taşıdığı zaman diğer semtler ne olacak? İstanbul’a yeni bir 6 milyon insan mı taşımaktan bahsediliyor? İmarla ilgili o kadar soru işareti var ki. Ben diyorum ki, ‘Gelin bu konuları bir arada konuşalım.’ Bak, biz o masaya varız. Dün de söyledim: Hangi masaya çağırılırsak, Ankara’da, İstanbul’da, koşa koşa bir araya gelelim. Çağırın, koşa koşa gelelim. Bir arada konuşalım ve bu işi seçim vaadi meselesinin ötesinde bir yere koyalım. Akılcı açıklamalar yapalım. 1,5 milyon konut, 200 bin konut, 250 bin konut… Bu işlere, bu milletin karnı tok. Biz insanlarımızı kaybettik. O bölgeler dahil, 20 küsur yıldır hep beraber depremi konuşuyoruz. Buna rağmen bu trajik durumu yaşadık. Ders çıkaralım, bir arada konuşalım, bir arada düşünelim. Mesela, kol kola geldiğimizde, bir yerde Sayın Bakan bir yıkım mı yapıyor? Ben yanına gideyim. Ona eşlik edeyim. Ona güç vereyim. Ben yarın bir yerde bir yıkım yapayım; o da gelsin. Ya da işte ilçe belediye başkanımız. Onun yanına gideyim, ona güç vereyim. X parti, Y parti, Z parti… Bir önemi yok. Ben sürece böyle bakıyorum. Söylediği sözlerden ben bir şey anlamadım.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.